4 Şubat 2013 - 20:30

Türkiye ve dünyadaki hareketlilik dikkatinizi çekiyor mu? Yabancılara toprak satışı bütün hızıyla sürüyor, özelleştirme bahanesi ile kurumlarımız yabancılara devrediliyor, dinler arası diyalog, ahlâk tahribatı, dinler bahçesi gibi yöntemlerle milletimizin manevî direnci kırılmaya çalışılıyor. Türkiye, Vatikan benzeri bir yapı oluşturmaya çalışan patrikhanenin Ekümenik emellerine alet oluyor. Bu amaçla Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması konusunda Başbakan’ın Seul’de Obama’ya söz verdiği basına yansıdı. PKK konusundaki gelişmeler, NATO kalkanı, Patriot füzeleri, Suriye krizi gibi pek çok olay söz konusu hareketlilik içinde sayılabilir.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Siyonistlerin 1897’de yaptıkları kongrede plânladıkları hedefleri dikkate almadan bugünkü gelişmeleri sağlıklı değerlendirebilmek mümkün değildir. Siyonizm, ilk 50 senede ulaşmayı hedeflediği Abdülhamit’in tahttan indirilmesi, Osmanlı’nın yıkılması, İsrail Devleti’nin kurulması amacına zamanında ulaşmış; ikinci 50 yılda gerçekleştirmeyi amaçladığı Arz-ı Mev’ûd’a ulaşma ve Büyük İsrail’in kurulması hedefine varmakta bugün için 16 sene gecikmiş bulunmaktadır. Siyonistlerin sabırsızlanıp işi azıtmalarının asıl sebebi budur.

ABD’li Stratejist Samuel Huntington’ın 1993’te, “Yahudi ve Hıristiyanların güç birliği yapmaması halinde İslâm’ın hızla hayata hâkim olacağı”nı anlattığı “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabını yazmasından sonra, Siyonistler ve Hıristiyanlar arasında bir yakınlaşma meydana gelmiş; 2001’de düzmece bir plân sonucu olduğu anlaşılan İkiz Kuleler’in vurulmasından sonra bu birliktelik gelişerek fiilî olarak devam etmiştir. Siyonist-Haçlı ittifakının hedefi Türkiye ve İslâm dünyasıdır. Yaşananlar, dünyayı felâkete sürükleyebilecek bir ciddiyet arz etmektedir.

Türkiye, oynanan oyunların farkına varır İslâm dünyası ile dayanışma içine girebilirse Siyonizm-Haçlı ittifakının bütün plânlarını sonuçsuz bırakabilir.

Türkiye Gücünün Farkına Varmalı

Türkiye büyük bir ülke. Elindeki imkân ve fırsatları kullanıp varlığını devam ettirebilecek durumda. ABD ve Batı’ya taviz üstüne taviz vermesi hiç de hayra alâmet değil. Hem de, bu tavizlerde, dış politikanın gerektirdiği mütekabiliyet (karşılıklılık) prensibine dikkat edilmiyor.

Türkiye, bir an önce yabancılara toprak satışını durdurmalı, özelleştirme bahanesiyle stratejik kurumları yabancılara terk etme uygulamasına son vermelidir. Milletimiz adına tarihinin en büyük ayıbı durumundaki Türk Ceza Kanunu’ndan zinayı suç olmaktan çıkarılmasını eski şekline getirmelidir. Genç nesilleri ifsad eden unsurları ortadan kaldırmalı, manevî gelişmelerin önünü açmalıdır.

Sayın Başbakan milletin vermediği görevlerden kaçınmalı, bir ABD projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Eşbaşkanlığı’nı derhal bırakmalıdır. Erdoğan, 13 Ocak 2009’daki AKP Meclis Grup Toplantısı’nda şöyle diyordu: “Değerli arkadaşlar! Büyük Ortadoğu Projesi’nin amaçları bellidir ve o amaçların içerisinde Türkiye’nin üstlendiği görev de bellidir. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Ortadoğu barışı için kuruldu. Burada Türkiye’ye de bir görev verildi ve biz bu görevi üstlendik.”

Dikkat ediyor musunuz? Sayın Erdoğan “görev verildi” diyor. Görevi veren kim? Elbette ABD! Türkiye cellâdına destek veren zavallı durumuna düşürülmemelidir. ABD’nin oyunlarını hâlâ fark etmeyecek miyiz?

Başbakan Erdoğan, “Erbakan’ın yolundayız” sözünde samimi ise, Erbakan Hoca’nın şu sözlerine kulak vermelidir: “ AKP’nin kendisine sorarsan, ben memlekete, millete hizmet ediyorum der. Ama Siyonizm öyle ustadır ki; kim, ben mi? Ben hiç Siyonizm’e hizmet eder miyim, şarkısını söylettirerek kendi ordusunda işbirlikçilere askerî talim yaptırır. Hizmet etmiyorum zannedersin. Hâlbuki hizmet eden ordunun içindesin, haberin yok. Siyonizm seni kullanıyor.”

Türkiye Savaşın İçine Çekilmek İsteniyor

 Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Saadet Partisi Genel Başkanlığı’na seçildiği 17 Ekim 2010 Kongresi’nden sonra, Saadet Partisi kadrolarına verdiği yemekte, “Siyonizm’in tahsildarı olmayacağız” diyerek Türkiye’nin tarihî misyonu ve Millî Görüşçülerin görevini şöyle anlatmıştı: “Saadet Partisi, Millî Görüş; Yeniden Büyük Türkiye’yi, Yeni Bir Dünya’yı kuracak, herkese hakkını verecektir. Bizim çalışmalarımız yalnız Türkiye için değil; bütün insanlık içindir. Türkiye, dünya coğrafyasının en merkezî noktasındadır. En genç, en kabiliyetli, en temiz nüfusa sahiptir. Bu sebeptendir ki, yeryüzünün öncüsü olmalıdır. Bütün tarihi boyunca ne olduysa, bugün de o olacak. Biz, Avrupa’nın kapısına boynumuzda zincirle bağlanacak değiliz. Biz kapitalist nizam ile Siyonizm’e hizmet edecek değiliz. Saadet Partisi bu milletin kendisidir, aslıdır, özüdür, kimliğidir” (26.10.2010).

Türkiye, olup bitenlere, İslâm dünyasına yapılan zulümlere seyirci kalmamalı. Siyonizm’in hizmetindeki kurum ve kuruluşlardan yardım beklememeli. Geleceğini kendisi belirlemeli.

Malatya Kürecik’e NATO üssü; üç stratejik ilimize Patriot füzesi kurularak Türkiye bir çatışma alanı haline getirilmek isteniyor. Batılılar Türkiye’ye devamlı gaz veriyorlar. Önce Suriye’ye saldırsın, sonra İran’la karşı karşıya gelsin, ülke Irak ve Afganistan haline dönüşsün istiyorlar. Hesap içinde hesap yapıyorlar. Türkiye, Siyonist-Haçlı ittifakının yazdığı senaryonun figüranı olmamalıdır.

Emperyalist Batı’nın sömürü ve saldırganlığına karşı bir başkaldırı hareketi olan D-8’leri bir an önce fonksiyonel hale getirmelidir. Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Kabil’de yapılan İslâm Barış Konferansı’nda şöyle demişti: “İslâm Birliği’ni kurmadığımız müddetçe Müslümanlar ezilmekten, horlanmaktan, hakaret edilmekten kurtulamayacaktır. Hakkımızı, kardeşlerimizin haklarını, ırz ve namuslarını koruyabilmek için bir araya gelmemiz gerekiyor” (23. 9. 2012).

Şakir Tarım